BİZ FANİLER

Bir metrobüs durağına gidin. Sadece durun,bakın. İnsanların yüzlerine, gözlerine bakın. Biri mutlu biri kırgın biri boşvermiş biri telaşlı. Mutlu olan belki bir dakika sonra dünyanın en mutsuzu; kırgın olan belki bir dakika sonra dünyanın en mutlusu olacak. Hiçbiri bir dakika sonrasını bilmiyor.

Bu hayatı bilmeden yaşıyoruz. Yarın kendimizi affettirmeye şansımız olduğundan eminmişiz gibi kırıyoruz birbirimizi, söylemeye vaktimiz olduğunu biliyormuş gibi dillendirmiyoruz içimizdekini. Mutsuzuz, memnun da değiliz. Söylesek, istediğimizi duyamam da söylediğime pişman olurum diye düşünüyoruz. Söylemesek, kaybedecek neyimiz var diyoruz. Yarın ölse bana kırgın öldü iye, bir kere söyleyemedim diye yakarız dünyayı. Yaşasa keşke diyoruz, kendimi affettirmek için neler yapmazdım diyoruz. Eski günler geri gelsin diye akıtıyoruz göz yaşlarımızı. O anı yaşarken kıymetini bildim mi diye sormuyoruz. Söyleyemediklerimiz yapmadıklarımız için pişmanız belki. Ama yine aynı korkaklığı yapacağımızın farkında değiliz.

Keşkelerle belkilerle başlayan cümleler dilimizden düşmüyor. Kendimizi sürekli “keşke şöyle yapsaydım” , “keşke söyleseydim” derken buluyoruz. Ama zamanlama o kadar yanlış ki. Bu keşkeler öleni diriltmez, gideni döndürmez. Arkasından söyledikleriniz de döktüğünüz göz yaşları da bir şeyleri değiştirmez, değiştiremez.

Faniyiz ama fani olduğumuzu bazen öyle unutuyoruz ki. Dedim ya yarın var olacağımızdan eminmişiz gibi yaşıyoruz diye. O yüzden bir şeyleri yapmak için beklemeyin. Her şeyin bir zamanı var elbet. Ama bu doğru zaman her şey çok geç olduktan sonra değil.

 

Yasenur Corcor