Daha İyisi İçin

Her şeye iyi tarafından bakmanın  ya da her şeyden iyi bir şeyler çıkarmanın “saçma” olduğunu düşünen insanlar var hayatımda. Fakat hayatımdaki insanların beğenmediği fikirlerimi hiç değiştirmedim. 

Hayatta her şeyin bir sebebi vardır. Boş metrobüsü 1 saniye ile, istediğiniz okulu 0.1 puanla kaçırmanızın bir sebebi olduğu gibi. Bu duygularda da hatta en basit şeyde bile böyle. Hayatımda ne zaman her şey üst üste gelse bunu düşünürüm. Kötü bir şey yaşadığımda, neşelenmeye ihtiyacım olduğunda bazen  en yakınlarımla bile dertleşemediğimi farkettim. Hayat koşturmacasında müsait olmadığımız zamanlarda… Bazen bile isteye bazen istemeyerek. Bunun bir işaret olduğuna inanıyorum. Her ne yaşadıysanız onu tek başınıza yaşamanız gerektiğine dair bir işaret. Kendi kendinizi neşelendirmeniz, kendinizi teselli etmeniz gerekir. 

Yaşananların insanı büyüttüğünü düşünüyorum. İnsan her yılın aynı gününde bir yaş daha büyüyor, teorik olarak sadece. Ama ben pastadaki mum sayısını büyümüşlük olarak adlandırmıyorum. Bununla alakalı verebileceğim en iyi örnek şu: Hayatında hiç pürüz yaşamamız insanların yaş alsa bile bazen bir çocuk gibi şımarık davrandığı görürsünüz. Elbette hayatta çok fazla istisna var. Ama yine de bence yaş,yaşanmışlıklarla alınıyor. Bu yüzden de bazen hiç kimsenin yanınızda olmaması gerekiyor. Kendiniz aşmak, kendiniz büyümek için.

Her düştüğünüzde elinizin tutulmasına alışmak daha sert düşüşleri getiriyor. Bir arkadaştan, sevgiliden hatta aileden bile el beklemek bizi savunmasız yapıyor. Birilerine körü körüne sanki hiç gitmeyecekmiş gibi bağlanmak çok büyük bir kumar oynamak bana göre. Bir gün kaybedebileceğimiz bir kumar. Hiç umulmadık bir anda arkadaşlarınızla küsebilirsiniz, ailenizi kaybedebilirsiniz. Hayatın minik zorluklarında bile her zaman birinin elini tutmuş biri böyle bir kaybı nasıl atlatabilir ? “Başka insanlara tutunarak” diyorsanız eğer bu, daha büyük bir acıyı beraberinde getirebilir. Çünkü bu hayatın ne getireceği hiç belli olmaz. Bugün bu yazıyı okuyup yarın okuyamama ihtimali daima var. Bugün yatıp yarın uyanamama ihtimali var. Herkes gider diye kimseye bağlanmayın, güvenmeyin demiyorum. Herkes gitse bile kendinize yetebilecek olmaktan bahsediyorum. Ve iyi tarafından bakmaktan. Bunu yaşadın çünkü yaşaman gerekiyordu. Büyümek için, daha iyi bir hayat için bu gerekliydi. Hayatımda ne olduysa böyle dedim ben. Ve kaybettiğim hiçbir şeyi bir son olarak düşünmedim. Hayatımdan çıkan insanlarla o noktaya kadar gelmem gerekiyordu. Geldim ve yol bittiği için vedalaştık. Çünkü daha iyisi olacak, dedim. Hayatımın daha iyiye gitmesi için gerekliydi ve yaşandı. 

Aşk anlamında bir sevgi çıktı hayatımdan. Ve bu bana hiçbir zaman bir daha sevilemeyeceğimi hissettirmedi. Ki bir sevgi çıktı ama birçok sevgi girdi hayatıma. Kendimi buldum, başkalarında gerçekten sevilmeyi tattım. Bir arkadaş kaybettim ama bir sürü arkadaş kazandım. Bunlar üst üste gelmesine rağmen ben sarsılmadım bile. Çünkü hiçbirine aslında körü körüne bağlanmamıştım. Güvenmiştim ama bu güven, iki gözümü kapatıp sırtımı yaslayabileceğim kadar aptal bir güven olmadı.

Her şey eskisinden daha iyi bir hal aldı ve ben bunlara üzülmemekle ne kadar iyi yaptığımı gördüm. Ben bunlar yaşanırken yalnızdım. Derdimi kimseyle omuzlanmadım. Kimsenin kapısını çalmadım. Çünkü biliyordum. Yalnız olmalıydım, kendim büyümeliydim. Eğer bugün bahsettiğim insanlar hayatımda olsaydı ben şu an burada olamazdım. Kafesin içine sıkışmış bir kuş olurdum muhtemelen.Kendimi bulamayabilirdim. Ve şuan yaşadığım hayattan o kadar memnunum ki hayatımın bir saniyesini bile değiştirmem.

Gidenler de bitenler de yerlerinde kalsın. Hayat böyle çok güzel.

“Her trajedi diğer elinde bir hediyeyle gelir; ama genellikle acı çekmekle öylesine meşgul oluruz ki hediyenin farkına bile varmayız. O da geldiği gibi yitip gider.”