Son Çırpınış

        Yalnızlığının içine battığı saatlerdesin. Elini tutacak bir ele ihtiyaç duyuyorsun. Bir ele ve bir el’e. Kendini teslim etmek istiyorsun. Omzunda seni viran eden, yorgun düşüren ağır bir yük; kalbinde seni bazen hıçkıra hıçkıra bazen de sessizce ağlatan bir sızı… Biraz dargınlık, hafifçe öfke ve çokça kırgınlık.        

Biliyorum, anlatmak istiyor fakat anlamayacaklarını düşündüğünden susuyorsun. Söyleyeceklerin bir bıçak gibi saplanıyor yüreğine. Kelimeler boğazında düğüm düğüm…     

   Kafanı kaldırmıyorsun çoğu zaman. İnsanların gözlerine bakmak istemiyorsun. Gözlerindeki acıyı anlayacaklar diye korkuyorsun belki de. Kafanı kaldırsan da ciğerlerine gökyüzünü dolduramıyorsun, nefes alamıyorsun. O sustuğun için boğazında düğüm olmuş kelimeler batıyor yine.      

    Gitmek istiyorsun. Yaşadığın bu yerden kaçmak istiyorsun. Bavulunda sadece birkaç parça eşyayla bütün üzüntülerini burada bırakarak kaçmak aslında derdin. Veda etmek fikri belki de ilk defa aklını bu kadar meşgul ediyor. Bazen hayatına bazen hislerine…          

Bir cümle bu hale getiriyor seni. Birkaç kelime mahvediyor insanı. İnşa edilen onca mutluluk tek kelimeyle yıkılıveriyor da altında kalıyorsun. Yaşadıkça görüyorsun ki o dipteyim dediğin yerin de dibi var. Ve belki o en dibi görmeden çıkamayacaksın gün yüzüne. O yalnızlığı iliklerine kadar hissetmeden kalabalığa karışamayacaksın.      

 Daha ne kadar sabrın var bilmiyorum ama buraya kadar gelmişken şimdi olmaz. Şimdi pes edemezsin. Sonundasın belki ve ufacık bir çırpınışla çıkacaksın göğe. Yoruldum diye o son çırpınışı bırakma ki yorulduğumuza değsin. 

Yasenur Corcor