Tabu: KADIN

Blogu açtığımdan beri değinmek istediğim en önemli konulardan birini konuşmak istiyorum. Bugün bu yazıda kendimi konuşacağım. Annenizi, kız kardeşinizi, eşinizi konuşacağım. Ben bugün kendisinin seçmediği cinsiyetinden dolayı yadırganan, eksik olmakla suçlanan kadınları konuşacağım. %50’sinin kadın olduğu bu coğrafyada kadınların kendini bu kadar ifade etmek zorunda kalması yüzümüzü kızartmalı.

Öncelikle bu yazıyı bayadır yazıyorum, çiziyorum, siliyorum. Beğenmeyip atıyorum. Bazen de ağır söylemlerimden dolayı cesaret edemiyorum. Çünkü konu 21. yüzyılda hala ülkemizde tabu olan konulardan biri. Bu nedenle de kelimelerimi daha özenli seçmeye çalışıyordum. Ta ki metrobüste böyle bir olaya şahit olana kadar: Sabah okula gitmek için metrobüse bindim. Benden bir durak sonra bir kadın bindi, kucağındaki bebekle. Sabah erken olduğu için oturanlar genelde uyuyor, uyumayanlar ise telefonuyla oynuyor. Yani anlayacağınız kimse kadına yer vermiyor. Kadının tutunduğu direğin yanındaki koltuktaki oturan bir adam vardı. Kadını görmüştü. Kucağındaki bebeği de bebek çantasını da ve durmakta zorlandığını da görmüştü. Ve istifini hiç bozmadan camdan dışarıyı seyretmeye devam etti. Zaten şu ana kadar bile bu adamın kafa yapısını anlamışsınızdır. Bu arada kadın gezmek için değil bebeğini hastaneye götürmek için sabahın erken saatinde o metrobüsteydi. Kaldı ki olayın hastaneyle alakası yok. İsteyen istediği saatte istediği şekilde gezebilir de bundan bahsetmiyorum. Adamın hani biraz düşünebilme yetisi varsa hasta insanlara öncelik tanımasından bahsediyorum. Her neyse konuyu dağıtmayacağım. Aradan birkaç dakika geçti ve bebek ağlamaya başladı. Uyuyanlar uyandı, herkes ofluyor pufluyor ama bebek susmuyordu. Nihayet o sırada biri kadına yer verdi. Ve istifini hiç bozmadan camı seyreden adam kadına sanki hakkıymış gibi “Oturdunuz ve hala bebeğinizi susturamadınız. Sabah sabah başımız şişti.” diye bir cümle kurdu. Kadın güzellikle özür diledi ve bebeğinin hasta olduğunu söyledi. Ama adam  söylenmeye devam ediyordu. Kadının eşi olmadan metrobüste ne yaptığını, bir bebeği bile susturamadığını, susturamayacaksa neden doğurduğunu sorgulayan bir ton cümle söyledi. Kadın bebeğinin derdindeydi ve adama cevap vermeye mecali yoktu. Ama anlamadığım neden kimse adama tek kelime laf etmiyordu ? Adam kadınların bebekle bile ilgilenmeyi beceremedikleri halde çalışmalarına laf söylemeye başladı ki ben artık fazla sinirlenmiştim. Ama adama sadece “Sizden özür dilediği halde neden uzatıyorsunuz?” demekle yetinebildim. Sonra bir kadın adama saçmaladığını, biraz daha konuşursa bu kadar sakin kalmayacağını söyleyince adam nihayet sustu. Bu olayın yaşandığı bu haftada bu yazıyı yazmanın artık vakti geldiğini düşündüm.

Bu metrobüste yaşanan olay, hala insanlara garip gelen kadınların gece dışarı çıkmasıyla falan alakalı değil. Kimse bu örneği de yanlış anlamasın. Biz bunları daha yeni aşan bir toplumuz. Burada bahsettiğim şey, bir yobazın bile karşı çıkamayacağı derece normal bir olay. Bir baba da çocuğunu bir dede de torununu hastaneye götürebilir. Ki eminim ki bunu diyen adam bu sefer de çocuğun annesinin iyi bir anne olup olmadığını sorgulayacak kıymetli düşünceleriyle(!).

Dünyanın şu an geldiği yerle şu an bizim bulunduğumuz yere baktığımda uçurumlar görüyorum. Dünya her gün ileri giderken biz nasıl oluyor da geri gitmeyi başarabiliyoruz ? Neden kimse metrobüste o olaya karşı çıkmıyor? Kendimi böyle şeylerde asla ben küçüğüm karışmamalıyım diyerek geri çekmem ama bana gelene kadar konuşması gereken insanlar vardı.

Biz Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiğinde gösterdiği tutumu alkışlayan, göğsünü gere gere “bak benim ecdadım”  diyen insanlar değil miyiz ? Böyle olmasına rağmen nasıl olabiliyor da metrobüsteki adamın bu şekilde abuk subuk konuşmasına izin verebiliyoruz ? Metrobüsteki adam kadınların, erkeklerin çalışma hakkını elinden aldığını düşünüyor. Adama bu noktada hak veriyorum. Çünkü bir işveren olsaydım beynini dahi kullanamayan bir adama asla iş vermezdim. Belli ki kendinden eksik gördüğü kadınların kendisinden daha iyi olduğunu görmek ona dokunmuş. O adam da dahil olmak üzere kadınların çalışmaması gerektiğini düşünen, kadını sadece çocuk bakmakla ev işi yapmakla özdeşleştirmiş insanlara rağmen kadınlar iş sahalarında olacak. Şirketlerde müdür, sekreter; şantiyelerde işçi, mühendis; otobüslerde şoför olacaklar. Ve bu size asla kadınlara yaptıkları işlerden dolayı yaftalama hakkı vermeyecek. “Kadın işi değil” diyerek kadınların yapmasını garipsediğiniz her şeyi yine kadınları küçümsemek için kullandığınız gibi kadınlar ellerinin hamurlarıyla her şeyi layıkıyla hatta sizden daha iyi yapacaklar. Sizin kadınları yok etmeye çalıştığınız her alanda biz dimdik duracağız. Toplum içinde kahkaha atmayı “ayıp” zanneden insanlara inat daha yüksek sesle kahkaha atacağız. Hamile kadınların sokağa çıkmasını “estetik” bulmasanız da kendimizi evlere kapatmayacağız.

Ben kabul etmiyorum. Haberlerde bile yapılan “kadın şoför/pilot/doktor” gibi buram buram cinsiyetçilik içeren bu tamlamaları kabul etmiyoruz. Erkek şoför diye bir tanım yokken neden kadın olduğunu bu kadar belli etme çabasındasınız ?  O meslekleri yapanlar erkek olmak zorundaymış gibi davranmaktan vazgeçin. Ben bir kadınım ve bilim adamı olmayacağım, iş adamı olmayacağım. Bir kadın olarak yaptığım işi asla adam gibi yapmaya çalışmayacağım.

Renkleri, sıfatları, meslekleri cinsiyetlerine göre ayırdınız. Beni fizyolojik açıdan farklı olduğum için eksik kabul ettiniz. Oysa bu bence en başında Tanrı’ya yapılmış en büyük hakaretlerden biriydi. Her şeyi tam yapan yaradanı, yarattığı kulu eksik yarattığını kabul ettiniz. Ben kabul etmiyorum. Tanrı beni böyle yarattı diye iş yerinde aynı işi yaptığım halde bir erkekten daha az maaş almayı, dünyaya yaşam getirebildiğim için işten atılmayı kabul etmiyorum. Yaradılışımla alakalı hiçbir sorununuzun kaynağı ben değilim. Her şeyin iyisini yapan Tanrı’yı kötü bir şey yapmakla mı suçlayacaksınız ?  Ben dünyaya kadın olarak geldim ve bundan gurur duyuyorum.

Biz bu noktaya bir günde gelmedik. Biz Türkler eski zamanlarda da kadınlara çok değer veriyorduk. Eski Türk devletlerinde erkek yöneticiler kadar kadın yöneticiler de ön plandaydı. Toplantılarda hatun çok önemli bir yere sahipti. Kadınların boşanma hakkı vardı. Eski Türklerde kadınlara şiddet göstermek gibi bir alışkanlık yoktu. Eski Türklerde kadına verilen değeri anlamak için hanım sözcüğünün nereden geldiğine bakabiliriz: Bir gün Cengiz Han tüm halkını topluyor ve sağına da eşi Börte Hanım’ı oturtuyor. Ve halkına şöyle sesleniyor.  “Ben hanlar hanı Cengiz Han’ım.(daha sonra eşini göstererek) Bu da benim han’ım Börte. Ve o günden itibaren eşlere hanım diye hitap ediliyor. Bu günden kaç yüz yıl öncesinden bahsediyoruz. Tabii daha sonra İslamiyet’in kabulü ve aslında Türklerin başka milletlerle tanışmış olması biraz bu durumu değiştirdi. Türkler için kadının İslamiyet’ten önceki ve sonraki yeri gibi bir şey çok da söz konusu değil. Çünkü bizler zaten kız çocuklarından utanan bir millet değildik. Şimdi daha yakın bir zamana gelelim. Bir şekilde kadınların resmen 2. sınıf insan muamelesi gördüğü yıllara ve bunu da değiştiren Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e. Bir kadın olarak en başta şunu söylemek istiyorum. İyi ki bu coğrafyanın Atatürk’ü var. Şu an eğer kadınlar resmi nikahla birlikte hak ettiği haklara kavuştuysa, oy kullanabiliyorsa, bir erkeğe bağlı yaşamak zorunda değilse bunların hepsi Atatürk sayesindedir. Yok sayıldığımız, kadınların saraylarda cariye, pazarlarda esir olduğu yıllardan bu günlere geldiysek O’nun sayesinde geldik. Bugün bir ülke kadınlara sadece birkaç ay önce araba kullanma hakkı verdi. O yüzden ülkemizin kurucusuna  ne kadar teşekkür etsek az. Ve ben inanıyorum ki ben eğer bugün ezilmeye boyun eğersem onun emeklerine yazık etmiş olacağım.

Bir Cumhuriyet kadını olarak asla susmayın.Sizi çok konuşmakla suçlayacaklar. Haklarınızı savunduğunuz için türlü kötü sözler söyleyecekler. Ahlaksız olmakla yaftalayacaklar. Her şeye rağmen siz susmayın.

“Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar  üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yasenur Corcor